Turkish (Turkiye)EspañolRussian (CIS)English (United Kingdom)

AŞK - ÇEŞİTLERİ - İMTİHANLAR

(Bir Konuşma)

Dostlarım;

Bugüne kadar, umumi arzu üzerine, Aşk hakkında pek çok konuşmalarım olmuştur. Ancak, Aşk o kadar Derin bir mevzudur ki, bu Konuşuldukça ve Açıldıkça açılan bir Kapıdır.

Bildiğimiz Klasik Aşkın tarifi, “herhangi bir şeye duyulan çok Güçlü bir tutkudur”. Bugün sizlere 3 Harften oluşan AŞK kelimesini biraz daha Değişik bir tarzda Açmak istiyorum.

Öğretilerimize göre, Evrensel Boyutlardan verilen Göksel mesajların her Harfinin verildiği Güçlü Enerji Alanlarına göre, teker teker 3 farklı Frekansı vardır. Bunlardan biri İlmi - biri Felsefi - diğeri de Dini Frekanslardır.

Bu Harflerin frekansları, onu okuyanların Alış, Kavrayış, Bilinç, Anlayış Düzeylerine ve manâ frekanslarına göre Değer kazanarak bir manâ ifade eder. AŞK sözcüğü, İlk Varoluştan bugüne kadar, herkesin Anlayışına göre Değer kazanmıştır. İşte bu yüzden, Yorumlar çok Değişiktir.

Bu Aşk kelimesi, ister Arap Harfleri ile, ister Değişik lisanlar ile yazılmış olsun, Aşk’ı ifade eden Bütün kelimelerin Harf Frekansları, Manâ Frekansına Dönüştürülünce, bir Bütün olarak aynı vibrasyonu taşır. Yani, Aşk’ın manâsı ve frekansı her lisanda aynıdır.

Bu vibrasyon, sizin Düşünce frekansınız ile Birleşince, sizin Bilinç Düzeyinize göre Değer kazanır. Yani, AŞK herkesin Anlayışına göre Değişkenlik arz eden bir vibrasyondur.

Aslında Aşk Evrensel bir Bütünlüktür. Bunun Doruk noktası ALLAH Aşkıdır. Ve Bütün İnsanların bu Aşka Ulaşabilmesi için Dünyada çok Değişik yollardan Geçmesi lâzımdır.

Şimdi de üç harfli Aşk kelimesinin içinden sadece “AŞ” kelimesini ele alırsak, bunun lügat karşılığı “Yemek”’tir. Diğer manâsı ise, bir yere Sıçramak, Geçmek, bir Duvarı Aşmak manâsını taşımaktadır.

Bu sözcükte, Birinci “AŞ” Doyumdur, Tatmindir. İkinci “AŞ” ise, Atlayış ve Evrimsel Sıçrayıştır. “K” kelimesi de Varlığın kendisi ve Kaderi için kullanılır ise, Aşk bir İnsanın Kendini ve Kaderini aşmasında bir basamak olarak kullanılır. Aşk kelimesi, bu şekilde de yorumlanabilir.

Düşünce yolu ile oluşturulmaya çalışılan Sevgi, bir meditasyon aracıdır. Bu yol ile, ancak şartlı bir Refleksten cevap alabilirsiniz. Şartlı Refleks, muayyen bir Doyuma erdikten sonra, Çözülmeye mahkûmdur. Birçok Aşkların ve Yuvaların yıkım sebebi budur.

Sevgi, Birlik ve Bütünlük Bilincinin ilk anahtarıdır. Aslında Sevgi, Düşünce Yolu ile oluşturulacak bir olgu değildir. Asıl Sevgi Özdedir. Ve bu Sevgi, İlâhi bir Vecd’dir. Ancak, birçok İnsan bunu Bilmemektedir.

Aslında, Hakiki Aşk, sizi bu Eşikten Atlatarak, Sevgi Frekansına bağlar ve sizde Bulunan Yaratıcı Gücünüzün ortaya çıkmasına yardımcı olur. Çünkü o, Evrimsel bir potansiyeldir.

Bu Sevgi, sizin ile Evrensel Boyutlar arasındaki Kapıyı aralar. Aralanan bu İlk Kapı, Sanat Boyutuna açılır. Sanatın bütün kollarında da Bilinç Düzeylerine göre katmanlar vardır.

Siz alâka Duyduğunuz herhangi bir mevzuda çalışmalarınızı Derinlemesine sürdürürseniz, bu çalışmalarınız bir gün Sizi Size kazandırarak kendinizi Aşmanıza yardımcı olacaktır.

Bir İnsanın kendisini Aşabilmesi de Bilinç Düzeyi ile Eşdeğerdir. “İşleyen Demir Işıldar” denir. Bu konumuza güzel bir misaldir. İşte, Aşk Size bu yollarda yardımcıdır. Ve onun Sizden sadece ve sadece istediği Tek şey, Kendinizi Aşarak Kendinizi Bulmanızdır.

Aşk, sizin Tekâmülünüze Eşdeğer olan Bilinç Düzeyine göre Değer kazanır. Aşkı kimi Meyde, kimi Neyde, kimi Sanatta, kimi Doğada, kimi de Cinsiyette arar.

Bütün bu arayışlar sizi ALLAH Aşkında Birleştirerek sizi Kâinatla, yani kendinizle Bütünleştirir. Çünkü, Siz bir Kâinatsınız. İşte, bu yollar ile Siz Sizi keşfedeceksiniz. Kısacası, Aşkın Sizdeki rolü sadece budur.

Şimdi de Aşkın çeşitleri üstünde duralım. Aslında Aşk Üç Boyutlu bir Aşama Programıdır. Birinci Aşama, Dünyevi Aşktır - İkinci Aşama, İlâhi Aşktır - Üçüncü Aşama ise, Evrensel Aşktır.

Dünyevi Aşk, Dünya Frekansına Eşdeğer olan Düşünceyi Aşmayan, bir Sevgi Frekansıdır. Bu Nesil idamesini Hazırlayan bir Aşktır. Dünyevi Aşka Cinsi Aşk da denir. Bu Aşk İnsanı Arayışa sevk eden bir Aşktır, onu, bu yolda yürütür ve arındırır.

Aşk, bir Aşama Merdivenidir. Bunun ilk basamağı Cinsel Aşktır. Bunun yolu Doyum olduğuna göre, Tatmini de Tendir. Burada, Gözler, Kadehler, Eller Birleşir, her iki taraf da Asgari müşterekte Birleştikleri taktirde, bu yol onları Evliliğe götürür.

Evlilik bir Takdir-i İlâhidir. Ve o bir Tanrı Yazgısıdır. Aşkta Evrensel bir Çekim Gücü vardır. Henüz neyin ne olduğunun idrakinden uzak olan Dünya, bu Güce Seksapel demektedir. Bunun lügat karşılığı “Aşka davet, Cinselliğe çağrıdır”.

Evrensel Çekim Gücü, Ruhsal Bütünlük ile Eşdeğerdir. Ve onun frekansını taşır. Aslında bu Frekans Boyutuna ulaşanlar insiyaki birer Görevlidir.

Onların Görevleri Sevgisiz olan İnsana Sevgi Aşılayarak, İnsanı Rahatlatmak, Arındırmak ve Mukayeseler ile İnsanlara İbretler sunmaktır.

Hippiler ve cemiyetin Fahişe olarak hor gördüğü bazı İnsanlar birçoğumuzun yapamayacağı bu Görevleri, kendilerini paspas ederek yapmaktadırlar. Bu onların Aşama Programıdır.

Evrensel Bütünlükte, bir İnsanın Mükemmelliğe ulaşabilmesi için, yaşadığı her Dönemde iyi veya kötü birçok yollardan geçmesi lâzımdır. Dünya Evrimi, Dünya Boyutunda yaşanan her Dönemde, her şeye Doyum sağlamak ile kazanılır.

Yaşanan bütün Hadiseler bir Sebep ve Netice Zinciridir. Kötü Görünen bazı şeylerin sonunda Hayırlı yollar vardır. Yeter ki, bu İbret Tablosu yakalanabilsin.

Dünyevi Aşkta bir İnsan Tatmin oluncaya kadar Arayışını sürdürür. Daldan dala konar. Bu erkek ise, adı Çapkına, kadın ise, Ahlâksıza çıkar. Bu isim ile adlandırılanlar ya Ten Aşkını Aşamamıştır, ya da Ruh Aşkını Bulamamıştır.

Bu iki grupta da Evlilikler ekseriya çok Geç olur. Ancak, burada olan Evlilikler, Rayına oturdu mu en mükemmel Evlilikleri oluşturur. İşte, ALLAH’ın arzu ettiği yuvalar böyle yuvalardır. Çünkü, Bütün yuvaları o Kutsar.

Bir İnsan, Ten Aşkını Aşıncaya kadar, kendini Yetiştirir, yaşadığı Hayat tecrübeleri onu olgunlaştırır. Muayyen bir Bilinç seviyesine ulaşınca da Ruh Aşkını arar.

Bu Arayış Ortamında İnsan, ya Dinsel Boyutlara Dalarak kendini Tanrı Yolunda Hizmete Adar, ya da başka uğraşılar bularak Sanat ve Felsefede Yücelir, ya da ömrünü Bekâr olarak sürdürür.

Bu Bekârların bazılarına Kazanova denir. Kazanovaların Görevi, karşı Cinsin Ruhunun ateşini tutuşturup, sonra onu bırakmaktır. Bu kıvılcımdan tutuşan Ruh, artık Aşamasını türlü yollardan yapacaktır.

Ancak, bu Son Aşama Programında, Evrimlerin daha hızlı Devreye girmesi Gerekçesi ile, Bir Yol Bin Yol olmuştur. Yaşantılarımızda bu Durumu hiçbir zaman gözardı etmeyelim.

Şimdi de, İlâhi Aşkı ele alalım. Bu Aşk, Platonik yani Ruhsal Aşktır. Bu Aşk, Aratan değil Bulduran Aşktır. Bu Aşk yolunda daha fazla Acı çekilir.

Bu Aşkta çekilen acılar sonucu, kendi kendimizi, kendi Benliğimizi Buluruz. Bu İlâhi Aşk, Ruhtan Ruha atlayan yakıcı bir kıvılcımdır. Ancak bu yolda kendimiz ile Bütünleşebiliriz.

Bu Arayış ortamında, her iki İnsan da Evli ise, onlar Sadakât göstererek, yuvalarını yıkmadıkları taktirde çok Büyük Aşamalar kaydederler. Çünkü, bu Durum onların İrade ve Sorumluluk İmtihanıdır.

Bu Sevgililer, Kavuşamadıkları taktirde, çekilen Hasret ile, Sevgileri Plâtonik bir şekilde Gönül Kabuklarını Eritir. Bu durum ise, onların Öz Işıklarını Bulmalarına yardımcı olur.

Onlar Öz Işıklarını Buldukları zaman, neyin ne olduğunun idrakine varırlar ve artık karşısındaki kişiyi bir Sevgili gibi değil, bir Dost, bir Kardeş gibi görürler. Bu onların bir Tekâmül Sınavıdır.

Ruhsal Aşkta, her iki taraf bu Ruhsal Kıvılcımı seks yolu ile Toprak Hattı yaptığı taktirde Rahatlar ve zihinsel bir Aşama yapamaz. Aksi durumda, Vuslat olmaz ise, Ruhtan Ruha atlayan kıvılcım, her iki Ruhu da Düşünce yolu ile Obsede eder. Buna Düşünce Kilitlenmesi denir.

Burası Delilik ve Velilik Sınırı ve Sınavıdır. Bu bir Rüya Âlemidir. Bu uykudan uyanırsanız, Veli olursunuz. Uyanamazsanız, Delilik Boyutunda kalırsınız. Leyla ve Mecnunlar - Ferhat ve Şirinler buna bir misal olarak gösterilebilir.

Ruhsal Aşk Yolunda yürürken, bu yol Sizi ya Tanrınızla Buluşturarak Evriminizi tamamlatır ya da Öz Evriminizi yaptırarak, Sizi Kâmil İnsan yapar.

Öz Evrimi yapılır iken, nelere Gereksinim Duyarsanız, nelere Hasret çekiyorsanız, Sizin Tatmininiz için önce ona Kavuşmanız şarttır. Aksi halde, Düşüncenize takılan Dünyevi Tutkular, sizin Aşamanızda bir Engel olacaktır.

Çünkü, Tutkular ayağınızın kösteğidir. Mesela: Para Tutkunuz var ise, Size o yolda yardım edilir. Giyim, Kuşam, Mücevher Tutkunuz var ise, Size o yolda yol gösterilir. Şöhret olmak istiyorsanız, Size Şöhret imkânları Hazırlanır.

Cinsel Aşka Hasret iseniz, yolunuza o imkânlar çıkartılır, Ruhi Aşka Hasret iseniz, kendinizi öyle bir ortamın içinde bulursunuz. Ta ki, Bütün bunların bir mizansen olduğunun İdrakine varana kadar o ortamları yaşarsınız.

Bu yol ile İdrake ulaşanlar, Filozoflar, Edipler, Şairler, Ressamlar, Müzisyenler Medyamik Ortamdan nasiplerini alanlardır. Artık, onların Dünyasında Cinsel Aşk ikinci plandadır. Çünkü onlar, kendi Özleri ile Vuslata Ermişlerdir.

Daha önce dediğimiz gibi, İlâhi Aşk bir Rüya Ortamıdır. Bu yoldan iki şekilde uyanılır. Burada, önce İbadet Yolu ile Tanrınıza ulaşarak, onun Aşkı ile yanarak, (Rahibeler, Keşişler ve kendini İbadete adamışlar gibi), Evriminizi tamamlarsınız.

Bazıları da İç Dünyaları ile Buluşarak, Öz Kabuklarını teker teker Eritir ve Öz Evrimlerini bu yol ile yaparlar. Ancak, bazı İnsanlar da, yaşadıkları Şoklar sonucu Manastır gibi ortamlarda İç Dünyalarına kilit vururlar.

O zaman, böyle bir ortamda, Kilidi kırıp Evrim yapabilmeniz için, burada bir Eğitim Programı Devreye girer. Ancak, yapılan bu Eğitimde, Hakiki bir Bilince varamazsanız, bu Aşamada Korkularınız ve Şaşkınlıklarınız olacaktır.

Bütün bunlar Hayrınıza olan Eğitimler, Çabalar ve Gayretlerdir. Ancak, Hakikati, Hakiki Bilince varınca anlarsınız. İşte o zaman, Rabbinize Hamd ve Teşekkür Zamanı gelmiş demektir.

Şimdi de, Evrensel Aşktan bahsedelim. Bu Aşkı yaşayabilmeniz için, önce Kendinizi Sevmeniz, daha sonra da Kendiniz ile Bütünleşerek, Rabbinize ulaşmanız şarttır.

Kendisi ile Barış olan bir kişi, herkes ile ve Bütün ile de Barış olmuş demektir. Burada, Dinler - Kitaplar Hükmünü kaybeder. İnsanın Yüceliği bu noktada Devreye girer. Buradaki Aşk, bir Bütüne duyulan Aşktır.

Burada Doğa - Hayvan - Çiçek - İnsan aynı Sevgi Frekansı ile Sevilir. Bu Sevgide ayırım yoktur. Ancak, bu Bilince ulaşırsanız, Ruhsal Enerjinize de Sahip çıkarsınız. Ve Öz Sevginizi tüm Hücreleriniz ile etrafa yansıtırsınız.

Bu Durumda artık Siz bir Işıksınız. Herkesi Enerjiniz ile yıkayarak, onların Evrim Merdivenlerini çıkmalarına yardımcı olursunuz. Bu kolay yoldan kazanılacak bir Aşk değildir. Bunu Bize ancak yaşadığımız her Dönemde aldığımız İbretler Hazırlar.

Şimdi de biraz Evlilikten bahsedelim. Bu mevzua bir Hint sözü ile başlamak istiyorum “Evlilik Göklerde hazırlanan Kutsal bir Anttır”. Evlilik bir Evrim Müessesesidir. Orada Sevgi, Özveri, Hoşgörü, Affetmek Yüceliği vardır.

Bu yolda dişini sıkabilen bir kişi, Allahın İnsandan istediği Evrime kavuşur ve sonunda er geç mükâfatını görür. Bir Evliliği Acı ve Tatlı yanları ile yürütebilmek her kula nasip değildir.

Evlilik, Tanrısal Boyutlarda Kutsal bir Müessesedir. Ve Bütün Evlilikler Kutsanmıştır. Evliliklerdeki Mutlu Yaşamlar, kişilerin Evrimleri ile Eşdeğerdir. Dalgalı Evliliklerde, her iki tarafın da daha Tekâmüle ihtiyacı var demektir. Burada Sabır İmtihanı verilir. Ve Sabır Size çok şey kazandırır.

Kapalı Bilinçlerdeki Evlilikler daha Ezicidir. Böyle Evliliklerde Korku, Kişilik zaafiyeti olarak sayılır. Ancak, bir Varlık Kişiliğini buluncaya kadar Ezilir. Bu onun Kişilik İmtihanıdır.

Tanrı, miskin kullarını Sevmez. Ancak, Kişiliğini bulan herkes, Saygısında ve Sevgisinde de kusur etmez ise, o zaman Evrimini tamamlar. Aksi halde, Korkarak, Sırları Saklayarak, bir Yalan Müessesesi haline gelmiş Evlilikten asla hayır gelmez.

O zaman bu Müesseseyi kuran kişiler Evrimlerini daha başka yollardan tamamlarlar. İnsan Kaderinden ve Evriminden asla kaçamaz.

Hakiki Bilince ulaştığınız taktirde, Sevilmeden Sevecek, Almadan Verecek, Hiçbir şeyde karşılık Beklemeyeceksiniz. Aile Ortamlarında ve Toplumun değişik kesimlerinde görülen bütün Çatışmalar herkesin herkesten birşeyler Beklediği içindir.

Bir İnsan, kısasa kısas usulünü Devreden kaldırdığı an, Mutluluğu yakalamış demektir. Yaşananları bir Suç gibi değil de, bir İmtihan gibi Görmek İnsana çok şey kazandırır. Tüm Üzüntüler olgunlaşmamış Ruhlardan kaynaklanır.

Aile Ortamında, Affetmek Bilinci sizi Evrensel Aşka ulaştırır. Hepimiz Kaderin elinde bir oyuncak ve bir kuklayız.

Yürünen bu Hayat Yolunda karşımıza çıkan Bütün Hadiselere Düşünce yolu ile değil de, Gönül Gözü ile bakmasını bilebilirsek, o zaman Cennetimizi yaşarız.

Dünyaya gelen her canlının bir Görevi vardır. Her Varlık, Bilinç Düzeyine göre, lâyık olduğu ortamlara gelerek, ihtiyacına göre, Hak ettiği şeyleri alır ve bu yol ile Evrimini tamamlar.

Bu Dünyada Nefes alan herkes, hem Eğitir, hem Eğitilir. İnsan İnsanın Öğretmenidir. Dünya İmtihanları bu yol ile yapılır. Bütün bunları bilmek, Dünya Okulunda Başarılarınıza yardımcı olacaktır.

BÜLENT ÇORAK