Turkish (Turkiye)EspañolRussian (CIS)English (United Kingdom)

13-1-1990

İNSAN, EVRİM VE ÖTESİ

(Bir Konuşma)

Dostlarım;

Konuşmama önce Mikro Enerjiden başlamak istiyorum. Zamanların, Senelerin ve hiçbir şeylerin bulunmadığı, Sessizliklerin Hüküm sürdüğü Durgunluk Boyutlarında, Bilinmeyen Zaman Süreçlerinde, kendiliğinden oluşan bir Hareket neticesi bir Potansiyel oluşmuştur.

İşte bu oluşan Potansiyel Mikro Enerjidir. (Sonradan alınan Bilgilere göre, aslında bu Potansiyel kendiliğinden oluşmamış, oluşturulmuştur.) Bu Mikro Enerji yine Zaman Süreçlerinde birçok Değişimler geçirerek Değişik maddesel Yoğunlukları Oluşturmuş ve Kaba Madde formuna ulaşarak Kâinatlar Nizamlarını var etmiştir.

Bu Oluşum Silsilesini Takip ederek, Doğadan bir parça olan İnsan da, en İlkelden en Mükemmele Gelinceye kadar birçok Evrelerden Geçerek bugünkü İnsansal formuna ulaşabilmiştir. İşte bu bir mutasyondur.

Bu Mikro Enerjinin son Evrim sınırı İnsandır. İnsanın Bedensel Bütünü yani Biyolojik yapısı, Kâinatlar Nizamının Atomik Bütünlük Yapısının İşleyişine Eşdeğer bir çalışma fonksiyonunu Sergiler. Bu yüzdendir ki, her İnsan bir Kâinattır.

Evrenlerin tüm Sırrı İnsandır. İnsanı Çözen (yani kendini Çözen) Kâinatın Sırlarını da Çözer. Bir Mikrodan Makroya geliş çizelgesinde, aynı Enerji kökünden gelen Bütünlük içindeki Bütünlükler yani “İnsan, Evren ve Doğa” ilişkisi de Temelde ve Özde bu şekilde Bütünleşmektedir.

İnsan Tek bir Enerji Kıvılcımından varolan bir Bütündür. Şu an içinde bulunduğumuz ve yaşadığımız Dönem, bu Mikro Enerjinin Şuurlanış ve Bilinçleniş Dönemidir ki, işte bu İnsandır. Bu bir Kitlevi Kıyamdır.

Her şey zaman süreçlerinde daima en Güzele ve en Mükemmele gitmektedir. Kutsal Kitapların Balçıktan ve Nurdan yaratıldığını söylediği bu İnsan Bütünlüğü ve Potansiyeli aslında Evrimsel ve Eğitimsel bir Enerjidir.

Şu an Detayına girmek istemediğim Varoluş Noktasından Varolan İnsansal Potansiyel, belki de şu anki Bilinç formuna gelinceye kadar milyar asırlarda Evrimini tamamlamıştır.

Bizlerin Reenkarnasyon dediğimiz yeniden Doğuş, Kapalı Şuur Boyutu olan Planetimizde veya diğer Planetlerdeki İnsansal Potansiyele Değişik zaman

Süreçlerinde Yaşam Hakkı kazandırır. Ancak, bir önceki Dönemdeki Yaşamınızı Bilinç Disketiniz, Beyinsel Arşivinize kaydını yapar ve kilitler.

Bir sonraki Enkarnenizde, bu Arşivin Beyin Disketinizde bulunmasına rağmen, hiçbir şey Hatırlamazsınız. Ancak, bu Bilinç Seviyesinden sıfır kilometre olarak Yeni Yaşam ve Bilinç Ufuklarına hiçbir şey Hatırlamadan Açılmak ve yeni Deneyimler kazanmak üzere yeni bir yaşama Adım atarsınız. “Her şey Sizde var” denilmesinin nedeni budur.

Bilinç Evrim Işığınız, Bulunduğunuz Zaman Işığı ile çakıştığı an, Lotus’unuz açılır. Ve Siz Bilinç Işığınızı ortamınıza Saçmaya başlarsınız. Bir İnsana Evrim, işte bu Bilinç Işığı ile Evrenlerin Zaman Işığını yakalaması için lâzımdır. Varlığınızın İdamesi bu yol ile mümkündür. Evrenlerin Sırlarına bu yol ile vakıf olursunuz.

Hiçbir yerde Durak yoktur. Atılan her adım sonrası bir Işık Kapısı Açılmaktadır. Sonsuzluk, sonsuzlukların sonsuzluklarda kaybolduğu noktadır. Hiçbir şey Yoktan Varolmaz, Varolan bir şey de Yok olmaz. Bunun için her şey, kendi şuur Seviyesine göre Ölümsüzdür.

Ancak, Ölümsüz İnsanın Ebedi yaşamı, Planetimizde Ebedi Bilincin Hakikatine ulaşıncaya kadar Devam eder ki, işte bu Doruğa gelinceye kadar, yukarıda bahsettiğim İnsansal Potansiyel, bir Evrimsel Yaşam programında Eğitilir.

Bugüne kadar Doğal yoldan Varolduğunu söylediğimiz her şey ve Bütünlük “acaba bu Evrimsel Eğitimini nasıl yapıyor ve bu programı Tatbik edenler kimlerdir veya var mıdır?” sorularına bugüne kadar Tek bir Kelime ile cevap verilmiştir ve bu Sonsuz Güce ALLAH denilmiştir.

Şu ana kadar Bizlere Hakikatleri tüm açıklığı ile olmasa bile kısmen Bildiren tüm Kutsal Kitaplarımız, Bizlere ve Geleceğe bir Işık tutmuş ve Bizlerin Bilinç Aşamalarımızda ilerlememize yardımcı olmuştur.

Ancak, artık Bilinç Işığını yakalayabilmiş İnsanlığa Açılma ve tüm Hakikatleri olduğu gibi Aktarma zamanı gelmiştir. Çünkü, şu anki İnsan Bilinci artık pek çok Hakikatleri kavrayabilecek Duruma gelmiştir. Bu Açıklama Son Geçiş Çağının bir Aşama Programıdır.

Çok önceki asırlarda, Bütün Kutsal Kitaplar, bugünlerden Kıyamet diye bahsetmişlerdir. Kıyamet Olayı bugüne kadar Bizlerin Düşüncelerimizde oluşturduğumuz Tarzdan tamamen Değişiktir.

Kıyamet Olayını, Kutsal Kitapların söylediği gibi, aynen alan İnsanlık o sözlerin içindeki Mecazi Yorumları çözememiştir. Buna bir iki küçük misal verelim.

Biliyoruz ki, Kıyam etmek, bir İnsanın Uyanışı ve Ayağa kalkmasıdır. Bu Kıyam, Ölülerin Kalkışı olarak Değerlendirilir ise, Bizler uyuyan Bilinçlerimiz ile zaten Birer ölüyüz. Aslında Kıyam, Bilinçlerin Uyanışı, Hakikatlerin Kavranışıdır.

Kur’an’da bahsedilen Dağların yürüyüşü bu Hakikati simgelemektedir. Aslında, her İnsan kendi Bilinç seviyesine göre birer Yüce Dağ’dır. Bu Son Dönemde, uyanan İnsanlık, bu yolda Bilinçli olarak yürümektedir.

Dağların, Tepelerin ve Denizlerin Bir Olma durumu ise; buradaki Dağlar kelimesi, birçoklarımızın Bilinç olarak ulaşamayacağı Yücelikler ve bu Yüceliğe ulaşabilmek için çaba sarf eden Tepeler (yani bugünkü insanlık), Denizler ise, Melâmet Denizinde yüzerek İlâhi Bütünlüklerle Bütünleşebilmeyi Başarabilmiş İlâhi Dostlardır.

Yani, artık bu Geçiş Döneminde, hepsi bir Çizgi üzerinde Aynı Seviyede Görülecek ve hiç kimse kimseden Yüce ve Üstün Görülmeyip herkes Dünyevi Görüşlerinde ve Evrensel Bütünlüklerde BİR olacak. Çünkü, herkes bir İnsandır.

İnsan kendini Bilmese bile o çok Yüce bir Varlık ve çok Yüce bir Bilinçtir. Çünkü, O, Yüce Gücün Enerjisinden varolmuştur. Bu neden ile, önce İnsanın kendine Saygısı olmalıdır.

İnsana Sevgi ve Saygı ALLAH’a olan Sevgi ve Saygıdır. İnsana yapılan Hakaret ise (O’na yapılan) Hakarettir. Bu Bilinci Size ancak Hakikatin İdraki kazandırabilir. İşte şu an yaşadığımız Dönem böyle bir Dönemdir.

Planetimiz Medyamik bir Dönem yaşamaktadır. Ve artık, Açılan Göklerden Saçılan Bilgileri herkes Bilinç Düzeylerine göre rahatça, ya Sezgi Kanallarından, ya da Bilgi Kanallarından alabilmektedir.

Bu yolda Dünyamız ileri yıllarda bir Kardeş ve Sevgi Bütünlüğünde Birleşecektir. Ancak, şu an, Planetimiz hissedilmese de Sessiz ve Derinden Kıyametini yaşamaktadır. Çünkü, ortamımızın yaşam Tablosu Bizlere bunu göstermektedir.

2000 yılına kadar ve ondan sonra da Devam edecek olan bir Geçiş Programına Tâbi tutulan Dünyamızın bugünlerini Bize Kutsal Kitaplarımız Asırlar önce Kıyamet olarak bildirmişlerdir.

Henüz bu yaşanan Dönemin farkına varamayan birçok Dünyalı kardeşlerimiz vardır. Bir Kozmik Tesirler Fırtınasına maruz kalan Dünyamızdaki bu Kardeşlerimiz de ileri yıllarda ve kısa bir zamanda Bilinç Aşaması yapacaklardır.

Çünkü, her Siklus Sonu kitlevi bir Kurtuluş için, Planetimizde yaşayan herkesin muayyen bir Bilinç Aşaması yapma zorunluluğu vardır.

Yine kendi kendimize sorarsak, bu Bilgileri Bizlere Bildirenler kimlerdir? Kutsal Kitapların kaynağı neresidir? Bunların Ötesinde neler ve kimler vardır?

Yine tekrarlayalım, biliyoruz ki, Bütün bu soruların cevapları Bizlerin o Dönemdeki Dünyevi Bilinç seviyemize göre ALLAH kelimesinde kilitlenmiştir.

Tüm Kâinatlar Nizamında küçücük noktadan daha az bir yeri kaplayan Dünyamızdaki İnsan Yaşamı, acaba sadece Planetimizde mi vardır?

Başımızı Gökyüzüne kaldırdığımız zaman Gördüğümüz O Muhteşem Boşluk neden hâlâ Sessizliğini koruyor ve Bizim İnsani Bilinçlerimizi Tatmin edecek Reel bir İspat neden bugüne kadar yapılmıyor? Sanırım bu soru herkesin Düşüncelerinden zaman zaman geçmektedir. İşte, işin Sırrı da buradadır.

Evrensel Bütünlükte her şey Tedriç Nizamına ve Bilinç Aşamasına paralel yürütülmektedir. Bir İnsanın Evrim Düzeyi ile Zaman Bilinci Eşdeğer olmayınca ona hiçbir Kapı açılmaz.

Henüz birçok kişinin Bilmediği bu Evrensel Bütünlükte, Bizi Bizden çok daha iyi Bilen ve Tanıyan pek çok Evrensel Dostlarımız vardır. Ve her Nefeste, her Saniye Düşüncelerimizi Göksel Kompiturlar ile Tespit etmektedirler.

Yani onlar, Bize “Şah Damarımızdan daha yakındırlar”. İşte, Kur’anda bahsedilen Şah Damarı mevzuu budur.

Onlar, Gökleri ve Allahımızı Bizlere Tanıtan ve Allahın Öz Elçileri olarak, bir Hiyerarşik Düzen ile bugüne kadar Allahımızın Emirlerini Kutsal Kitaplar vasıtası ile Bizlere ulaştıranlardır ve bugün bunlar Uzaylı kelimesi ile Tanımladığımız Realite Elçileridir.

Evrensel Bütünlükten verilen Bilgiler, Boyut farklılıklarından Dolayı, Hiyerarşik bir Skalaya Tâbidir. Çok ileri Boyutlardan Bizlere kadar Ulaştırılan Bilgiler, İlâhi Plan Elçileri tarafından Hazırlanır ve henüz Bizlerin Bilemediğimiz çok ileri Teknikler ile Bizlere yansıtılır.

Birleşik İnsanlık Realite Bütünlüğü birçok Realite Bütünlüğünden oluşan bir Bütünlüktür. Ve Bizlere bugüne kadar BİR olarak bildirilen bu Bütünlük direkt ALLAH’ımızın Düzenini Bizlere Yansıtan bir Bütünlüktür.

B - Birleşik

İ - İnsanlık

R - Realitesi

Kelimelerinin Baş Harflerinden müteşekkil olan (BİR) kelimesi Realite Bütünlüğüdür. Ve bugüne kadar Göklerin Sesini Bizlere Yansıtan bu Bütünlüktür. Bulunduğu konum Teknolojik bir Boyuttur.

Bu Hiyerarşik Skalaları idare edenler, Teknolojik Boyut Bekçileridir. Ve çalışmaları yürütenler Galaksi Bütünlükleridir. Kutsal Kitapların yansıtılma Merkezi bu (BİR) Tâbir edilen Realiteler Bütünlüğüdür. Ve bu Bütünlük ALLAH’ın Birliğidir.

Bizleri Allah’ımızın Düzenine göre bir Evrimsel Skalada Eğiten ve Bizlere Yol Gösteren bu Dostlara, Evrenlerin Birleşme Programında, İnsanlığın onları daha iyi Anlayabilmesi için, Uzaylı Dostlar denilmektedir.

Onların birçoğu Bizlerden çok önceleri varolmuş Işık Dostlardır. Değişen Zaman Süreçlerinde her şey Öz Karakterini kaybetmektedir. Bu yüzden, kendi içinde kaybolan İnsanı bulma çabaları, Bizlerin Evrimsel bir Rotaya oturmamıza neden olmuştur ki, işte bu Tanrısal Düzendir. Birçok Galaksi Boyutlarında da aynı Düzen Geçerlidir.

Bu Sonsuz Nizamda kendi Başlarına Bireysel Bütünlük olarak yaşamak isteyen ve İnsansal Boyutları Denetim altına almaya Çalışan birçok Değişik Görüşler de vardır. Bu Görüşler Ezel - Ebet Yolunda devam edegelmiştir.

Bu Durum karşısında ancak kendi Boyutunda var ettiği İnsanı bugüne kadar ALLAH koruyarak, onu Güç Boyutunda muhafaza etmeye çalışmıştır. Şimdi artık kendini Bulan İnsan Bütünlüğü ile yepyeni Düzenini kurmak üzeredir.

Bu O’nun Dördüncü Düzenidir. Bu Son Çağ Uyanışları bu Programın ispatıdır. Tüm çalışmalar O’na ve Bütüne Hizmettir. Bizlere ulaştırılan Göksel Bilgiler o Dönemdeki toplumsal Bilinçlerin Bilinç Düzeylerine göre verilmiştir.

O Dönemde, ortam gereği, bu mevzuların Derinlemesine inilmeden Bizlere sadece ALLAH kavramı tanıtılmıştır. Zamanında Bize “BİR” olarak bildirilen, işte bu Birleşik İnsanlık Realitesi’dir ve o, Allah’ın Birliğidir.

Her İnsan gerek Yalnızken, gerek üzüntülü Anlarında içinden Birisi ile konuşur. Ona yardımcı olan bu ses işte Size Kanalınızdan Hitap eden bu Bütünlüktür, yani BİR’dir. (Buna Vicdan Sesi de denir.)

Sanırım birçoklarınız Allahı ile Konuştuğunu Söyleyen birçok Dostunuza rastlamışsınızdır. İnsan ve Evren ilişkisinin şu an en Belirgin Odak Noktası, işte bu Sınırdan Başlamaktadır.

Yukarıda, İnsan Potansiyeli bir Evrimsel Aşama Programında Eğitilir, demiştik. İşte, bu Hiyerarşik Düzeni idare edenler, Bizlere bugünlere kadar Allah’ın Kelâmları ile hitap edenler, O Yüce Gücün Elemanlarıdır.

Bunlar, Galaksi Dostlarımız, İlâhi Plan Elçileri ve bu yolda Tüm Evrenlere Hizmet veren Realite Bütünlüğüdür.

Henüz Dünyamızda Kapalı Bilinçlere kapalı olan Gökler, Açık Bilinçlere açılmış ve artık herkesin Kanalları Birleşik Realite Bütünlüğüne Bağlanarak, İnsanlık Aracısız olarak, İçlerindeki Tanrı Sesini Duymaya başlamıştır.

Eski Dönemlerde böyle bir konuşma yapan kişiye “Deli” gözü ile bakılırdı. Aslında, “Deli” Bilgi Potansiyeli Güçlü olan ve Akıl - Mantık - Şu’ur Üçgenini Denetime alamayan bir kişidir.

Ancak, Evrensel bir Potansiyele sahip olan bir İnsan, Doğanın içinde Doğadan bir parçadır. Onu diğer canlılardan ayıran Hasleti, Mantığını kullanabilme Yeteneğidir.

Dikkat ederseniz, Akıl ve Şu’ur kendi Boyutlarına göre her Varlıkta vardır. Ve hatta Ağaçların, Çiçeklerin, Taşın ve Toprağın bizim Düşünce Formumuza uymayan kendilerine özgü Hücresel Akıl ve Şu’urları vardır.

Ancak, Mantık sadece Evrimsel bir Düzenin İlâhi Boyut Frekanslarına uzanabilme Gücünü kazanabilmiş İnsani Form Bütünlüğünde mevcuttur. Ve bu Mantığı kullanış Yeteneği de Reenkarnasyonlar sonucu kazanılır.

Şu an İnsan, yani Enerjinin Evrimsel Potansiyeli, Son Uyanma Çağını yaşamaktadır. Kıyam, kendini Bulan İnsanın Son Uyanış ve Haykırış Sınırıdır. Bu Hakikat Bilinci ile uyandıktan sonra İnsan, artık Evrenlere seslenebilme ve O’nunla konuşma Hakkını da kazanmaktadır.

Aslında, İnsan ve Evren ilişkisi artık bu Sınırdan öteye Başlayarak birçok Bilinmeyenlere kucak açmaktadır. Kutsal Kitapların Kıyamet dediği, Bizlerin Son Çağ Aşaması olarak Değerlendirdiğimiz, bu Son Sınıra gelmiş olan Dünyamızda, artık yaşamlar hiç de iç açıcı değildir.

Kutsal Kitaplar bu Dönemin hususiyetlerinden Detaylı bir şekilde bahsetmiştir. İleri yıllarda Bunalımların Eşiğinden bir Nura kavuşacak olan İnsanlık, Bilinmeyen Dünyalarda yarınların Yüce Görevlileri olacaktır.

Dünya İnsanı merak sınırını Aşıp, Bilinçli bir Birleşime varamadıkça, Gökler Planetimize daima kapalı kalacaktır. Ancak, Realite şimdi Evrensel Bütünlük Bilincine ulaşabilmiş Dostlar ile, yarınların Mutlu İnsanına, Mutlu, Çiçekli Dünyalar Hazırlamaktadır.

İşte İnsan - işte Evren; artık hepimiz bu Mutlu Yarınlara Gönül Bütünlüğü, Sevgi, Hoşgörü, Barış Bilinci ile, (şimdilik) adım adım, ama yarınlarda koşarak ulaşacağız. Uzayı keşfetme yarışında Planetimizde yapılan Bilimsel araştırmalar olanca Gücü ile ilerlerken, Uzayın Boşluğu hâlâ Sırrını Saklamaktadır.

Bir zamanlar Göklerden Musa - İsa - Muhammet gibi Hazretlere Seslenen Sesler artık şimdi tüm İnsanlığa Seslenmektedir. Ancak, bu Sesleri Duyabilmek bir Bilinç, bir Zaman ve bir Evrim işidir.

Halen Hakikati tam mânası ile Bilemeyen Bilinçler bu Söylenenleri bir Hayal mahsulü olarak kabul edebilirler. Ancak, her şey Hakikattir ve bu Hakikatleri Bizler, Bizleri anlayan Bilinçler ile rahatlıkla paylaşmaktayız.

Bu Seslenişin Kaynağı şu an Birleşik İnsanlık Realitesi Birleşim Merkezi’dir. Bu Merkez henüz Dünyamızın Bilmediği ufuklardan, çok Değişik bir Teknik ile Bizlere Kozmik Tesirler ile ulaşmaktadır.

Dünyamızda bu Tesirleri alabilen Dostlara Medyum diyoruz. Ancak, artık eski medyumluk Tekniklerinin yerini Sezgi Kanalları almıştır.

Bu yüzden 2000 yılına kadar herkesin Bilinç ve Sezgi Kanalları açılarak Kozmik Tesirleri daha çabuk almalarına çalışılmıştır. Planetimizin birçok kesiminde, “Yakın Plan Manyetik Aura Odakları” olan gruplar bu yüzden oluşmuştur.

Şu an Planetimizde, Arınma Programına paralel olarak yapılan çalışmalar, yani “Dini İrşatlar” bu yüzden çoğalmıştır.

Eskiden bir medyumun gerek Ruhsal, gerek Evrensel bir Bilinç ile irtibat kurabilmesi için bu işin Tekniğini bilen ve medyumu yönlendirebilen bir Operatöre ihtiyaç vardı. Halbuki, şimdi hiç kimse hiç kimseye ihtiyaç

Duymadan, transa Geçmeden, olduğu yerde Aracısız bu İrtibatları kurabiliyor (tabii ki, kurabilenler). Realite Bütünlüğünden her kanala verilen Bilgiler, biri birini Teyit ederek Planetimiz Hakikat Bilincine bu şekilde ulaşacak ve Mutlu Yarınlarda kardeş Dünyalara bu şekilde Kucak açılacaktır.

Halen şu zamanda Bahsi Geçen birçok mevzuun Bilimsel ispatı yapılamayacağı için anlatılanlar kayd-ı ihtiyatla kabul edilebilir. Ancak, Bütün bunlar Yarınlarda İspat Edilecek ve Söylenenlerin Doğruluğu görülecektir.

BÜLENT ÇORAK