Turkish (Turkiye)EspañolRussian (CIS)English (United Kingdom)

 

REENKARNASYON

(Bir Konuşma)

Dostlarım;

Dünya Planında Reenkarnasyon Tartışmalarının yapıldığı bu son Özel Çağda artık Hakikatlerin tüm açıklığı ile Bilinme ve Bildirilme zamanı gelmiştir.

Önce, Reenkarnasyon olayının kaba madde olan Beden ile hiçbir alâkası olmadığının Bilincine varılmalıdır. Reenkarnasyon sadece Enerjinin Evrimi ile alâkalı bir olgudur.

İnsan var olduğundan beri Ölümün nedenini her Dönemde Araştırmış ve Ölüm olayını bir türlü içine sindirememiştir. Bu neden ile Kutsal Kitaplarda Bahsedilen Ölmek ve Dirilmek ile alâkalı mevzulara herkes kendi Bilincine göre Yorum getirerek Reenkarnasyon olayını bir çıkmaza sokmuştur.

Aslında, İnsanların Asırlardır titizlikle üzerinde durdukları ve hâlâ Bilinçli bir çözüm getiremedikleri Reenkarnasyon olayı, sadece ve sadece bir Enerjinin Oluşum ve Gelişim sürecidir.

İnsanlık Reenkarnasyon olayını Mantık yolu ile Çözmeye çalıştığı müddetçe sorular daima cevapsız kalacaktır. Hiçbir şeyde durağanlık yoktur. Her şeyin bir Gelişim süreci vardır. Bir Boyutta oluşan Gelişimin, başka bir Boyutta İdamesi, Evrimin ilânihaye olma prensibine dayanır.

Şu an içinde yaşadığımız Dönem, kendine Özgü bir Dönemdir. İnsanlık artık Tefsir ve Yorum Çağını yaşamaktadır. Bu neden ile, herkes almış olduğu Bilgilere kendilerine göre Yorumlar getirerek Dünyada bir Bilgi ve Bilinç Kaosu oluşturmaktadır.

Göksel Bilgiler her zaman Toplumun İhtiyacına, Bilincine ve Ortamına göre verilir. Bir Enerjinin Mikrodan Makro Bilince ulaşabilmesi için birçok Evrelerden Geçmesi lâzımdır.

Mevlâna’nın “Taştım, Topraktım, Ot oldum, Çiçek oldum, Böcek oldum, Hayvan oldum, İnsan oldum, sonra da Işık olacağım” demesi bir Enerjinin Evrim Merdivenlerini gösterir. İşte bu bir Reenkarnasyondur.

Dünyaya bir kaba madde formuna sahip çıkarak transfer olan bir Enerji, yaşam sürecinde kazandığı Bilgileri Beyin arşivinde toplar. Beyin bir Bilgi Bankasıdır. Bilgiler Beynin kaba maddesinde toplanarak öz Enerji Bankasına kaydını yapar. Buna Öz Evrimi denir.

Bu, bir Yaşam Boyu kazanılan Bilinçtir. İnsanın kendisi bundan habersizdir. Aynı Enerjinin Gelişimi ve Deneyim kazanması için yine bir kaba madde kalıbına ihtiyaç vardır. Bu defa aynı Enerji Değişik bir kalıpla Dünyaya gelir.

İnsan formu bu Reenkarnasyon halkasının en son ve en mükemmel bir Deneyim kalıbıdır. İşte bu sınırdan sonra İnsan kalıbının içindeki Enerji, Bilinç aşamaları için müteaddit defa Dünyada Beden kazanır ki, buna Reenkarnasyon denir.

Burada kalıbın Cinsi, Şekli, Milliyeti mühim değildir. Mühim olan, o kalıba sahip çıkmış olan Enerjidir. Enerjinin Bilinçlenme süreçleri, Evre Evredir.

Şu an Dünya üzerinde yaşayan her İnsan Deneyim kazanarak Bilinç aşaması yapmak için Dünyaya değişik zamanlarda Enkarne olmuştur. Ancak, Bizler henüz Şekil Ortamındaki Bilincimizi aşamadığımız için, Reenkarnasyon olayını da şekilsel bir Bütünlük içinde Düşünerek ele almaktayız.

Evrim yapan bir Enerji Mutasyon yani Gelişim ve Değişim Programını tamamladıktan sonra Bilinç Evrimine Geçer. Bilinç Evrimini tamamlayan Varlıklara da bir daha Reenkarnasyon Programı tatbik edilmez.

Kutsal Kitaplar ile Devreye alınan Eğitim Programında, 4. Boyutta yani, “Cennet” denilen Boyutta Reenkarnasyon son bulur. Uzakşark Felsefesi ile yetişenlerde ise Reenkarnasyon, Nirvana denilen 6. Boyutta son bulmaktadır. Burası Ölümsüzlük Boyutudur.

Ancak, Varlıklar Reenkarnasyon olayının Bitiminden sonra arzu ettikleri taktirde Hür İradeleri ile Kapalı Şuur Boyutu olan Dünyada, birçok defa Bedenlenebilirler. Ancak, Program gereği Geçmişlerini asla Hatırlayamazlar.

İşte Bütün sıkıntılar ve Bütün çelişkiler bu noktadan Kaynaklanmaktadır. Çünkü Dünyanın Programı böyle Hazırlanmıştır. Geçmişi Hatırlamak, Geleceğinizi karartır ve Geçmişini hatırlayan bir İnsan yaşadığı Dönemde asla Evrimini tamamlayamaz ve yapamaz.

Bir İnsan, hiçbir zaman kendi Gücü ile Geçmiş yaşamını hatırlayamaz. Sadece Hafızasında ufak tefek kırıntılar kalır. Ancak, Sistem yapılan Programlar Doğrultusunda bazı kişilere özel olarak Geçmişlerini Hatırlatır.

İlâhi İdare Kanunlarının ve Yasaların oluşmasını Evrim yolunda zor ilerleyen İnsani Bilinçler sağlamıştır.

Dünyaya Evrim yolunda tatbik edilen birçok programların içinden İnsanlık, ancak Tanrısal yolda daha Hızlı bir Aşamayı Devreye aldığı Gerekçesi ile, İnsanlığın Kutsal Kitaplar yolunda Bilinçlendirilerek Evrimleştirilme Sistemi, Yüce Makamlarca Tatbikata alınmıştır.

Bundan sonra Bilinç Evriminin tamamlanması için Karma Programları ile Yaşayarak Kazanma programları Devreye girmiştir.

Bir İnsan, şu anki Bilincini yaşadığı bu Dönemde kazanmamıştır. Onun Bilgisi Eski yaşamlarının bir Bilgi Birikimidir. Bazı Bilinçler bu Doğal oluşumu asla kabul etmemektedirler.

Ancak, önce bu programın Çözülmesi için herkesin Reenkarnasyonun Beden ile alâkası olmadığını ve bunun sadece bir Enerjinin Evrimi ve bir Mutasyon yani “Değişim” olduğunu anlaması ve bilmesi şarttır.

Önce şunu söylemek isterim ki Reenkarnasyon Kâinatlar Nizamının ilk oluşumundan itibaren vardır. Her şey bir Enerjidir. Bir mikro Enerjinin makro Enerjiye Gelişim süreci bir Reenkarnasyondur.

Bu makro Enerjinin zaman süreçlerinde Gelişimini tamamlayarak Bilinç kazanması da, bir Reenkarnasyondur.

Bu Bilinçli Enerji, Atomik yapısını Tutabilme Gücünü kazanıncaya kadar Devamlı Evrim geçirir ve kaba madde formu oluşur.

(Taş - Toprak - Güneş Sistemleri - tüm canlılar ve İnsan). İşte bütün bunlar birer Reenkarnasyon zinciridir.

Bir Enerjinin Deneyim kazanması ve Evrim yapabilmesi için bir kaba madde olan Bedene ihtiyacı vardır. Bu Bedeni bize Hediye eden Anne ve Babamızın Genleridir. Bu neden ile, onların Hakkını hiçbir zaman ödeyemeyiz.

Çünkü Anne ve Babalarımız Bize bu Beden dediğimiz (Biyolojik Gardropu) Hediye etmemiş olsalardı o Bedenin içindeki (Ben) olan Enerji yani, (bu Bedenin Kaptanı) hiçbir zaman Evrim yapamazdı.

Dinsel Kurallar ile Eğitilmiş bir Varlık, Enelhaklık Bilincine ulaşıncaya kadar, Reenkarnasyon konusu onun için bir Araştırma ve Tartışma mevzuudur. Ancak, bu Boyutu Aşıp Vahdet ortamında Hakikat Bilincine ulaşılınca Reenkarnasyonun kapalı olan Sınırları açılır. Bu Evrensel bir Programdır.

Ruhsal Enerjinin Cinsiyet ile alâkası yoktur. Bu neden ile, bir zamanlar Erkek Bedeni ile Dünyada yaşamış olan bir Varlık başka bir zamanda Kadın Bedeni ile yaşayabilir. Çünkü, Dünya yaşamında Beden, Biyolojik bir Robot malzemesidir.

Fiziki Görünümlerde olan Değişiklikler her Dönemde Değişik Anne Babalardan alınan Genlerden kaynaklanmaktadır. Esas Dünyaya Enkarne olan o Biyolojik yapının içine giren ve o Bedeni kullanan Enerjidir.

Bu neden ile, aynı Enerji birçok zamanlarda Koordinatının tuttuğu Anne ve Babanın Genleri ile, Değişik Cinste ve fiziksel Görünümde Beden kazanır.

Ama o değişik Bedenlerin içindeki (Ben) olan Enerji, aynı (Ben)’dir. Ve Dünyadaki konumuna göre Enkarne olarak Beden kazanır. Ve bu şekilde Bütün Varlıklar, her Dönemde birçok defa Geliş Gidiş sonucu kazandığı Deneyim ve Bilinç ile ileriye doğru adımlar atarak mükemmele ulaşır.

Yine tekrarlayalım, Dünyada defalarca Beden kazanmış Enerji asla Eski Yaşamını Hatırlamaz. Şayet hatırlarsa yaşadığı o Boyutun Evrim kaydını Özüne indiremez. Bu Evrensel bir programdır.

İnsan, yaşam sürecinde Dünya Boyutunun Bilinç Seviyesini Aştıktan sonra, zaman zaman Hafıza kayıtları Devreye girer ve o zaman Geçmiş yaşamlardan bazı pasajlar Hatırlanabilir.

Biliyorsunuz, Mevlâna Reenkarnasyonu tarif ederken sonunda da “Işık olacağım” demiştir. Işık olunduktan sonra da Reenkarnasyon mevzuu üzerinde daha uzun müddet Tartışılacaktır.

Bu mevzular çok uzun ve derindir. Reenkarnasyon olmaz ise, Evrim olmaz. Her oluşum bir Mutasyona Tâbidir. Ancak, henüz tam mânâsı ile Kavranılmayan bir Bilginin, İnsanın Mantığına oturması çok zordur.

BÜLENT ÇORAK