Turkish (Turkiye)EspañolRussian (CIS)English (United Kingdom)

15-12-1990

YARINLAR VE GELECEĞİN SORUMLULARI

(Bir Konuşma)

Dostlarım;

Biliyorsunuz, Bugüne kadar yapmış olduğum bütün konuşmalarımda daima Dünden ve Bugünden bahsettim. Ancak şimdi Yarınları, Geleceği ve Hakikati açarak, Sizleri Geleceğe ve Yarınlara hazırlamak istiyorum.

Bu neden ile, Sizlere her şeyi Değiştirmeden, aynen olduğu gibi Nakletmeyi bir Görev sayıyorum. Çünkü, Hakikati Bilmek İnsanın en doğal Hakkıdır.

Halen şekil Boyutunda yaşayan İnsanlık, Simgelerin, İsimlerin Gölgesine sığındığı müddetçe asla ALLAHIMIZIN Bizlerden Beklediği Bütünsel Bilince kolay kolay ulaşamayacaktır.

Artık, bir Bütünün Bilinci İnsanlığa açılmıştır. Bütünün içinde Bütün olan İnsan da her şeyi iyisi ve kötüsü ile Bağrına Basabilecek Yüceliğe Erişebilmek için bugüne kadar birçok Enkarne geçirerek İnsanlık Tahtına oturabilme çabaları vermiştir ve vermeye de devam etmektedir.

Allahımızın Evrimsel Yollarında Sıradağlar ve zor Geçitler vardır. Bu yollarda yürürken, Hakiki Bilinç Bütünlüğüne ulaşabilmemiz için, her Nefeste Sınanırız.

Her zaman dediğim gibi, Dünya bir Sahne, hepimiz bu sahnede Bizlere düşen rolleri paylaşan bireyleriz. Yaşantımıza bu perspektiften baktığımız zaman, daha kolay ve Olgun bir Bilince ulaşmış oluruz.

Aksi halde Senlik, Benlik görüşleri içinde çalkalanırsak, daha yürünecek çok yollar var demektir. Dinsel Doktrinler Bizleri Olgunluğa, Güzelliğe hazırlayan Göksel kelâmlardır.

Bu kelâmların ışığında, zaman süreçlerinde olgunlaşan İnsanın artık kendini Aşıp, Evrensel Bütünlük ve Bilinmeyen ile kucaklaşma zamanı gelmiştir. Çünkü, Göklerin Bilinmeyen Kapıları ancak olgun meyvelere açılmaktadır.

Cin ve Şeytan terminolojileri İnsan Bilincinin bir Mihenk taşıdır. Evrensel Bütünlüğün gözünde Hakiki İnsan Bütünün Bilincini paylaşabilen ve o Yüceliğe ulaşabilendir. Eğer Şeytan ve Cin var ise, onları yaratan ALLAHIMIZIN da bir Bildiği vardır demektir.

Aslında İnsan Hür bir Ruh ve Hür bir Şu’urdur. Ancak, Hakiki İnsan vasfını kazanıncaya kadar İnsan asla kendinde bulunan ve sahip olduğu bu Yüce Gücünü kullanamaz.

İşte bu yüzden Planetimiz bir İmtihan Boyutudur. Artık İnsanlık bu Dönemde Son Siklusunu yaşamaktadır. Bu neden ile, Planetimizin Yaşam Tablosunda çok hızlı bir Gelişim ve Değişim mevcuttur.

Bu Son Çağda, Uyanan İnsanlığın çarpışan Bilinçleri İnsanlığı çok daha zor günlere hazırlamaktadır. Çünkü, Mükemmele yaşayarak ulaşılacaktır.

Bugüne kadar Planetimizde Evrensel Bütünlük yolunda Hizmet veren tüm otoriteler birer Güneş Öğretmenidir. Onlar kendi Görevleri çerçevesinde yarınların İnsanına yarınların Işıklarını getirmektedirler.

Bu yolda Hizmet veren, Odaklardaki Dostlara yol gösteren bu Güneş Öğretmenleri, yaptıkları Görevin Yüceliğinin idrakinde oldukları müddetçe, Kişilik ve Davranışları arasında, Sözleri ile de bir Çelişkide olmamalıdırlar.

Bugüne kadar Bilgi Kitabı’na ve bu yolda yaptığımız çalışmaların ne olduğunu bilmeden Bizlere hücum eden tüm Sevgili Kardeşlerimize artık kendi Deyimleri ile cevap verme zamanı gelmiştir.

Bilgi Çağına girerken İnsanlığı Birleştiren, Gerçeklerden Bahseden bir broşürde şöyle denilmektedir “ Tekâmül Tek bir Ömre sığmaz, İnsanlar Tekâmül etmek için tekrar tekrar Doğarlar. Ruh Bütün Evrenlere dağılmış olan Tanrı Kanunlarını, İnsan Bedenini kullanarak araştırır ve öğrenmeye çalışır”.

Ancak, bütün Bilgiler Tek bir Hayat içerisinde elde edilemez. Çünkü, Bilgi Sonsuzdur. İnsan Dünyaya her gelişinde Deneyim, Bilgi ve Tecrübe kazanarak Yükselir ve Yücelir, bu yolda Gerileme yoktur”.

Evet, şimdi burada duralım. Şu an, Dünya Planetinde Beden kazanarak yaşayan her Varlık İnsandır. Yani, bir önceki yaşam Döneminden daha ileri bir Bilince sahiptir.

Peki, İnsan nedir? İnsan, bir Bütünün Bilincini paylaşabilecek Yüceliğe Erişebilendir. Bizler, bu Son Çağın Geçiş Boyutunda İnsanlığa Hizmet veren tüm Kardeşlerimizi Bu Yüce Bilince Erişmiş olarak görmekteyiz.

Ancak, şu an Planetimizde hâlâ İnsan - Uzaylı - Cin - Şeytan ayırımı yapan Evrensel Odak Başkanlığına lâyık olmuş Dostlarımıza şimdi soruyorum;

Acaba Sizler bu Geçiş Projesindeki Görevlerinizi şu an üstünde yaşadığınız Dünya Planetinde mi aldınız? Şayet bu tezi savunur iseniz, acaba niçin diğer Dünyalı Kardeşlerimiz de Sizlerin savunduğu tezleri savunmuyor? Geleceğin ve İnsanlığın sorunları ile meşgul olmuyorlar?

İşte Evrim Düğümünün en can alıcı noktası buradadır. Bugüne kadar aynı Kaynaktan verilen tüm Bilgiler, aynı Kaynaktan tatbik sahası bulan tüm Projeler, neden hâlâ istenilen Düzeye ulaşamamıştır?

Çünkü İnsan Bilgi ve Bilinç yönünden ne kadar Tekâmül eder ise etsin, Özde Arınmadıkça, Benlik Zincirlerini Kıramadıkça, Birleşim Ruhunun Evrensel Nefesini teneffüs edemedikçe, İnsanlık halen Hasretini çektiği ve Beklediği Özgür ve Güzel Dünyasına kolay yoldan ulaşamayacaktır.

Şimdi, Bütünlüğümüz için “Uzaylılar” Deyimini kullanarak, Bize İnsani Bütünlükten ayrı bir göz ile bakan tüm Kardeşlerime sesleniyorum; Sizler kimlersiniz? Dünya da Uzayın bir parçasıdır ve Uzayda halen var olan ve var olacak olan tüm Canlar da Uzayın bir parçasıdır.

Evrensel Bütünlük Projesinin ilk Tatbikatı, ilk Varlık ile beraber Evrenlere Damgasını vurmuştur. Ve şimdi gittikçe Gelişen ve mükemmele ulaşan bu Proje, İnsan faktörünün Evrim Eşiklerini Aşarak, bir Bütünsel Bilince ulaşacağı zamana kadar Beklemiştir. İşte şu an yaşadığımız zaman bu zamandır.

Bizi Sevgisinden ve Yoktan Var eden O Yüce Güce hepimiz ALLAH Tâbirini kullanıyor isek, İşte şimdi İnsanlık O’nun yolunda ve O’nun Bilincinin Işığında Hakiki Görevini üstlenmek için Bu Dönemde Dünya Bedeni kazanmıştır. Bu bir müsaade işidir ve bu Evrensel bir Projenin Tatbikatıdır.

O’nun izni olmadan bir Kuşun bile Uçamayacağı Bilincinde olan İnsanlık, nasıl oluyor da O’nun Bizlerden Beklediği Bütünsel bir Bilince ulaşamıyor ve hâlâ yapılan Görevlere ayrı bir perspektiften bakıyor?

Şu an Evrensel Bütünlük yolunda Hizmet veren herkes ve bu yolda çalışan Odaklar yaptıkları Bütün konuşmalarda bir Birleşimden, Sevgiden, Hoşgörüden, Görev ve Bilinç Bütünlüğünden bahsetmektedir.

Ve bu yolun yolcuları olan bu Dostlara Ellerimizi uzatarak, Gel - Gel - Gel sloganı ile seslendiğimiz zaman karşımıza daima Sen - Ben Duvarı çıkmakta ve Bizlerden aldatılan bir Topluluk olarak söz edilmektedir.

Bu Sözleri Hakikat Bilincine ulaşmamış Dostlardan değil, İnsanlık yolunda İnsanlığa ışık tutmak üzere Özel mevkilere gelmiş Dostlardan duymak İnsanlık adına Bize çok acı vermektedir.

Acaba bugüne kadar yapılan tüm Evrimler Bizleri bu Bilinç Düzeyine mi getirdi? Ve İnsanlığı, İnsan yapmak için Bizlere Kutsal Kitaplar yolu ile, Işık tutan tüm Öneriler acaba Bizlere hiçbir şey mi kazandırmadı?

Evrensel Birleşim ve Bütünlük yolunda Hizmet veren Sevgili bir Dostumuzun, Bizler için kullandığı, kendi Kelâmlarını şimdi burada Sizlere aynen nakletmek istiyorum;

“Boyunlarına dolanmış kara bir ipin peşinden koşarak mel’un tesirlere meskenlik eden bu iyilik fukaralarının, saklanacağı bir yerleri yoktur.

Onlar, Hakikat Nurunun Işığına bakmaya Hasret kalan Gönlü Kara - Ağzı Kara - Eli Kara Varlıklar olarak vazifelerini yapıyorlar. Ve kendi kuyularını kendileri dolduruyorlar”.

Evet, bu Dostumuz aynen böyle söylüyor. Bu Hakikat Yolunda hizmet vererek İnsanlığa Işık tuttuklarını iddia eden bu Dostların Bizlere bu çirkin kelâmlar ile saldırmalarını ne ALLAH Affeder ne de İnsanlık Affeder.

Aynı Gaye uğruna, aynı KAYNAK’tan, aynı Yoldan Hizmet veren Hepimiz acaba neden Yolları ayrı ayrı imiş gibi Göstererek İnsanlığı şaşkınlığa Sürükleyip Evrimlerine Engel oluyoruz?

Şimdi yine Bizlerin yapmış olduğumuz çalışmalara değişik Görüşler getiren Dostlarımıza sesleniyorum; Bugüne kadar Bizim Bütünlüğümüzden hangimizin ağzından Sizlere yönelik menfi bir kelâm çıktı? Ve kimin Hakkında kötü bir Söz söylendi? Kimi yerdik? Kimi çiğnedik?

Herkese Kardeş elimizi uzattık. Gelin Kardeş olalım, Gelin Sırdaş olalım, Gelin Barış olalım ve Birleşelim dedik. Bugüne kadar Bize uzanan Ellerin hiçbirini itmedik.

Eğer, Bizlerin izlediği bu yol onlarca Menfi bir yol ise, Bizlere hücum eden Dostların yürüdükleri yol da ALLAH yolu ise, Hakikatin idrakine varan İnsanlık bir gün Hakiki yolunu kendisi Seçecektir.

Bugüne kadar sustuk. Artık, Son Sözlerin söylenme zamanı gelmiştir. Şimdi söz Bizimdir. Söylenen bu sözlere Anında karşılık vermemek ve Susmak bir Korkaklık, bir Acizlik değildir, Olgunluktur.

Hakiki yolda Hizmet verirken hiçbir zaman Önde Koşmak yoktur. Sabır ile zamanın Olgunlaşmasını Bekleyiş vardır. Bunun içindir ki (Asude Çekilen Zaman Hazır Zamandır) denilmektedir.

İnsanlığa Manevi Yücelme yollarını öğreten Kardeşlerimizin bu Manevi Değerleri yaşamlarına da tatbik etmeleri ve bu Değerleri kişiliklerinde de görmek en Büyük Özlemimizdir.

“Düşüncede bir, Özde bir olmalıyız. Çünkü artık Dünya İnsan Şuuruna, Bilincine, Vicdanına teslim edilmiştir” diyen Dostlarımızın artık bu güzel Kelâmları Özlerine indirip Birlik ve Bütünlük Bilincini kavrayarak, “İnsana Saygı, Allah’a Saygıdır” sloganını Benimsemeleri en Halisane temennimizdir.

Artık kulaklarımız Ruh ve Sevgi ortamında Hizmet veren ve Görev Bilincini Benimsemiş Lider Durumunda olan Dostlarımızın ağızlarından Görev yaptıkları ortamın Bilincine ve İsmine lâyık Kelâmlar Duymak istemektedir.

Her fırsatta Sevgi sözcüğünü Dillerine dolamış Dostlarımızın Dillerinden artık Sevgisiz Kelâmlar duymak istemiyoruz. Ve artık Evrensel Bilinç ile Hareket eden ve bu yolda Hizmet veren tüm İnsan Kardeşlerimizde Hakiki İnsanlara yaraşır Işıkları Görmek istiyoruz.

Birbirimizin ayağına taşlar koymak yerine o taşları El Birliği ile kaldırarak Hakiki Işık yolunda kaybedilen zamanı kazanmak ve artık karşımızda Liderlik Görevini üstlenmiş Dostlarımızın İç ile Dışlarının bir olarak Şeffaf Yüzlerini Görmeyi bekliyoruz.

Yine Tekrarlayalım, Hakiki İnsan bir Bütünsel Bilinci paylaşabilendir. Bu yüzden, Yunus ve Mevlâna İnsanlığa bir Örnek olarak sunulmuş Kişiliklerdir. Bütünün içinde yaşayan İnsan bu Bütünlük Bilincine ulaşamadığı taktirde Yarım İnsan olarak kalmaya mahkûmdur.

Bizler bugüne kadar Allahımızın yolunda Evrimleşerek Güçlü bir Bilinç Bütünlüğüne ulaşan Güzel İnsanlarımızı artık kendi İnsani Gücü ile bir Bütün olarak görmek istiyoruz. Söylenen her Sözün Tesir Alanına girebilecek Bilinçler hiçbir zaman Yarınların Beklediği İnsanlar olmayacaktır.

İnsanlık artık Ferdi Bilincini Aşmalıdır. Şu an Planetimiz öyle bir Kozmik Enerji Anaforunun içindedir ki, bu Enerjiler her Bireyi Bedensel yönden Takviye ederken, aynı zamanda İnsanlığı yarınların İleri Bilincine de Hazırlamaktadır.

Şu an, tüm Dünyamız bu Tesirler ile her yönden Eğitilmekte ve Arındırılmaktadır. Artık özel Celselere zaman ayırmak İnsanlık için bir zaman kaybıdır. Çünkü İnsanlık artık Dönüşü olmayan bir yolda mükemmele ve Bilinmeyenlere kanatlarını açmıştır.

Şimdi Hakiki İnsanların yürüyeceği bu Evrensel yollarda bugünlere kadar kimsenin Bilmediği Duraklarda Durulacak ve Çalınmamış Kapılar Çalınacaktır. Bugüne kadar Hamdık - Piştik - Yandık. Artık bundan sonra, Emeklemeyi bırakıp ayağa Kalkacağız - Yürüyeceğiz - Koşacağız ve Ulaşacağız.

Rabbimiz bugünlere gelinceye kadar Yardımcımızdı, şimdi de daha ileri Planlara Bizleri Hazırlayarak yardımdadır. Yürüdüğümüz yol Işık - Huzur - Sevgi - Barış - Kardeşlik - Mutluluk ve İnsanlık yoludur. Çünkü, Birleşen Bütündedir. Bir gün tüm İnsanlık bu yolda Bilinçli olarak Birleşecektir.

BÜLENT ÇORAK